Ey sabırsız ruhum benim
Maharet bilirdin mevsimleri değiştirmeyi
Yağmur zamanında yağmalıydı halbuki
Çünkü toprak kokusu zamanında güzel
Güneş bile zamanında doğmalıydı
Kar oyununun ortasında değil
Özlem doruğa çıktı mı kavuşmalı insan
Gençlik elden gitmeden meyvesini vermeli
Ders öğrenciyken alınmalı
Ekmek parasına sokakta değil!!!
Eninde sonunda ödeyeceğin bedel
Sen öğrenciyken okulda güzel
Yemek toklukta tat verir mi?
Açlıkta sor sen bir tas çorbanın kıymetini
Kesin olan şudur ki hayatta
Ne bir eksik, ne bir fazla
Tik tak tik tak derken hayata
Ölüm bile zamanında gelir
Hem de tam zamanında...
Neden yazıyoruz biz ?
Hayat bu bilirsin,öyle anlar vardır ki boşaltmazsan içini çatlayacak gibi hissedersin.Ben de çatlamamak adına,
bardaktan boşalırcasına yazıyorum işte...
Öyleki,
''En güzel deniz: henüz gidilmemiş olandır.
En güzel çocuk : henüz büyümedi.
En güzel günlerimiz : henüz yaşamadıklarımız
Ve sana söylemek istediğim en güzel söz
Henüz söylenmemiş olandır'' (N.H)
Belki de bu yüzden,en güzel yazı,henüz yazılmamış olandır!
O halde yazmaya devam..
bardaktan boşalırcasına yazıyorum işte...
Öyleki,
''En güzel deniz: henüz gidilmemiş olandır.
En güzel çocuk : henüz büyümedi.
En güzel günlerimiz : henüz yaşamadıklarımız
Ve sana söylemek istediğim en güzel söz
Henüz söylenmemiş olandır'' (N.H)
Belki de bu yüzden,en güzel yazı,henüz yazılmamış olandır!
O halde yazmaya devam..
9 Ekim 2011 Pazar
7 Ekim 2011 Cuma
Gece 01.35 ve annemin aşçılık merakı !
Arkadaşlarım hep şaşırmışlardır ''Sizin ailede nasıl obez yoktur diye''.Babam hariç hepimiz normal sınırlar içindeyizdir.Ki babam da her Türk babası gibi göbek kısmında meydana gelmiş bir Türk kasına sahiptir.Yağ değil o yani anlayacağınız !!!
Anne tarafımın Malatyalı olması,mutfağımızı zenginleştiren tek unsurdur.Ekmek,reçel,yoğurt...vs hep kendimiz yaparız.Özellikle çavdar unu vazgeçilmezimizdir.Bunlara istinaden bir de gece gece lahmacun merakı çıktı annemin.Benim de ondan eksik kalır yanım yok tabi,ben de az tatlı çeşitleri üretmedim gece gece ama bu artık fazla geldi bana.Ve ciddi ciddi annemin lahmacun denemeleri başarı ile bitti.
Nasıl yaptı derseniz hemen tarifi vereyim:
Malzemeler 2 Su Bardağı Un(Biz çavdar unu kullandık böylece daha sağlıklı oldu)
2 Çay Kaşığı Tuz
3 gr Kuru Maya
1/4 Su Bardağı Ilık Su
150 gr Yoğurt
450 gr Domates(biz evde yaptığımız domates konserveyi koyduk)
1 Orta Boy Soğan
250 gr Kıyma
1 Demet Maydanoz
5 Diş sarmısak
5 Adet Sivribiber
Karabiber, Tuz
Yemeğin Tarifi
Anne tarafımın Malatyalı olması,mutfağımızı zenginleştiren tek unsurdur.Ekmek,reçel,yoğurt...vs hep kendimiz yaparız.Özellikle çavdar unu vazgeçilmezimizdir.Bunlara istinaden bir de gece gece lahmacun merakı çıktı annemin.Benim de ondan eksik kalır yanım yok tabi,ben de az tatlı çeşitleri üretmedim gece gece ama bu artık fazla geldi bana.Ve ciddi ciddi annemin lahmacun denemeleri başarı ile bitti.
Nasıl yaptı derseniz hemen tarifi vereyim:
Malzemeler 2 Su Bardağı Un(Biz çavdar unu kullandık böylece daha sağlıklı oldu)
2 Çay Kaşığı Tuz
3 gr Kuru Maya
1/4 Su Bardağı Ilık Su
150 gr Yoğurt
450 gr Domates(biz evde yaptığımız domates konserveyi koyduk)
1 Orta Boy Soğan
250 gr Kıyma
1 Demet Maydanoz
5 Diş sarmısak
5 Adet Sivribiber
Karabiber, Tuz
Yemeğin Tarifi
Ön hazırlık olarak, soğan, maydanoz, ve sivribiberi ince kıyın. Sarmısağı dövün. Maya ve toz şekeri ılık suyla ezin. Limonu 8?e bölün. Kabuklarını soyduğunuz domatesleri de minik küpler halinde doğrayın.
Unu eleyin. 2 yemek kaşığını ayırıp kalanını 2 çay kaşığı tuzu katıp karıştırın. Unun ortasını havuz biçiminde açın. Mayalı şekerli suyu ve yoğurdu koyup iyice karıştırın. Elde ettiğiniz yumuşak hamuru ele yapışmaz kıvama gelene kadar yoğurun. Üzerine nemli bir bez örterek 30 dakika kadar ılık bir ortamda mayalanmaya bırakın. Hamuru iri yumurta büyüklüğünde pazılara (hamur parçaları) ayırın. Her pazıyı unlayarak elinizle yarım santim kalınlıkta yuvarlak olarak açın.
Bu arada harcı hazırlayın. Bunun için, bir kapta domatesi, soğanı, kıymayı, maydanozu, sivribiberi, sarmısağı, tuz ve karabiberi iyice karıştırın.
Hazırladığınız harcı, açtığınız hamurların üzerine yayın. Ancak hamurların kenarında 1 cm kadar boşluk kalmalı. Unladığınız fırın tepsisine lahmacunları dizin. Önceden 220 derecede ısıttığınız fırına koyduğunuz lahmacunları 15 dakika sonra çıkarabilirsiniz.
Unu eleyin. 2 yemek kaşığını ayırıp kalanını 2 çay kaşığı tuzu katıp karıştırın. Unun ortasını havuz biçiminde açın. Mayalı şekerli suyu ve yoğurdu koyup iyice karıştırın. Elde ettiğiniz yumuşak hamuru ele yapışmaz kıvama gelene kadar yoğurun. Üzerine nemli bir bez örterek 30 dakika kadar ılık bir ortamda mayalanmaya bırakın. Hamuru iri yumurta büyüklüğünde pazılara (hamur parçaları) ayırın. Her pazıyı unlayarak elinizle yarım santim kalınlıkta yuvarlak olarak açın.
Bu arada harcı hazırlayın. Bunun için, bir kapta domatesi, soğanı, kıymayı, maydanozu, sivribiberi, sarmısağı, tuz ve karabiberi iyice karıştırın.
Hazırladığınız harcı, açtığınız hamurların üzerine yayın. Ancak hamurların kenarında 1 cm kadar boşluk kalmalı. Unladığınız fırın tepsisine lahmacunları dizin. Önceden 220 derecede ısıttığınız fırına koyduğunuz lahmacunları 15 dakika sonra çıkarabilirsiniz.
Etiketler:
gece aşçılığı,
lahmacun tarifi,
yaşasın yemek yemek
4 Ekim 2011 Salı
Dünya Hayvanlar Günü ve Bir Dost + Bir Hediye
Dost için ne yollar yürüdü bu ayaklar bugün Eminönü'nde...Sabah aslında okula hiç gelemeyecek kadarken grip sonrası kalan baş ağrımı yenip kalktım erkenden.Zaten gecede güle,ağlaya okuduğum değerli bir sosyoloğun yazılarından sonra içim iyice sevgi dolup taşmıştı.Ve bu taşanları en sevilenlerle paylaşmam şarttı.Bu vesile ile ben de başladım boylu boyunca yolların tozunu almaya....Aklımda aslında arkadaşıma nostaljik bir hediye paketi yapmak vardı.Beyazıttan,sahaflara kadar heryeri gezdim ama bulduklarım genelde bana hitap eden şeylerdi arkadaşıma değil.En son bittim gezmekten güneşin altında ve sızlanırken,birden bana doğru gözlerini dikmiş bir sürü şaşkın ve bir o kadar da aptal bir sevimliliğe sahip bu yeşilleri görüp,midemde kelebeklerin uçuştuğunu hissettim.
Fiyat,anlaşma derken hem çay içtim hem alakasız bir şekilde röportaj verdim ne olduğu belirsiz bir kanalın ''Spor bakanı olsa idiniz ne yapardınız?''sorusuna,hem de kaplumbağalar hakkında az buçuk bilgi edinip kedi,kuş..vs sevdim.
Sonrasında ne mi oldu? Arkadaşımı aradım doğumgünü hediyesini vermek için.Ortak bir noktada buluştuk falan suratından zaten belliydi ''Niye çağırdı ki bu hatun beni şimdi''ifadesi üstüne bir de bir anlık onunla dalga geçtiğimi sanıp parlaması ile azar da yedim.Sinirlendiğimi belli etmemek için tuvalete çıktım söylene söylene içimden.Hediyemi de masaya bıraktım.Tabi bizimkinin suratı değişmişti ben döndüğümde.O kutudan kek falan çıkıcak sanmış şaşkın.İki dünya tatlısı yeşili görünce tipi kaymış:) Hem canım gibi sevdiğim dostu hem de kaplumbağaları öyle mutlu ve memnun görünce benim de söndü kızgınlığım.
Şimdi birinin adı Tarçın ötekinin Zencefil =) Sevdiklerine şu sıra hediye arayanlar için ideal ve sempatik nacizane önerimdir size su kaplumbağaları.
Tüm hayvanların ve hayvan dostlarının ''Dünya Hayvanlar Günü'' kutlu olsun =)
Etiketler:
dostluk,
hayvan sevgisi,
kaplumbağa
Sokak hayvanları için bir kap su ve yemek
@all rights reserved
Not: Şiirlerim ve masallarım gözlemlediğim insanların yahut benimle coşkularını,üzüntülerini,dertlerini paylaşan dostların duygularından esinlenmem sonucu ortaya çıkmıştır.Bazı duyguları yaşamadan bana yazdıran ve içimdeki sevgiyi ortaya çıkaran dostlarıma canı gönülden teşekkür ederim.

